Cuma, Temmuz 31, 2009

Dünyanın ilk barajı


Dünyanın ilk barajı Hititler tarafından Anadolu'da yapılmış.
M.Ö 1240 yıllarında Anadolu'da büyük bir kuraklık olunca Hitit Kralı IV.Tudhalia önce Mısır'dan buğday getirtmiş, ardından Anadolu'da 10 civarında baraj yaptırmış. Bugün bu barajlardan sadece biri sağlam. Çorum yakınlarında yer alan bu barajı yöreye gitmişken görmeden geçmeyin.

Şehzadeler Şehri Amasya


Şehzadeler Şehri Amasya.
Osmanlı döneminde Şehzadeler yetiştirilmek üzere sancaklara gönderilirmiş.
Oralarda Lâlâ'lar tarafından eğitilen Şehzadeler o yörenin de valisi konumda olur, devlet işlerini öğrenirlermiş. O dönemde Şehzadelerin yetiştiği şehirlerin en önemlileri Amasya, Manisa, Kütahya, Trabzon olarak ön plana çıkıyor.
Ne zaman bu sistemden vazgeçilmiş ve geleceğin Padişahları İstanbul'da, sarayda yetiştirilmeye başlamış, duraklama ve gerileme de akabinde gelmiş.
Amasya iki vadi arasında, Yeşilırmak'ın kenarında kurulmuş çok eski ve güzel bir şehir.
Eski dönemden kalan konaklar onarılarak Turizme kazandırılmaya başlanmış.

Gitmek, görmek lazım.

Heybetli Ağrı Dağı


Bir heybetli dağ Ağrı Dağı.
Temmuz ayında dahi kar eksik olmuyor zirveden.
5.137 metre yükseklik. Alplerin zirvesi Mont Blanc'dan daha yüksek.
Selçuklular Eğri Dağ derlermiş, daha sonra olmuş Ağrı Dağ.
İşin ilginci Ağrı'dan gözükmüyor Ağrı Dağı, ama Doğu Bayazıt'ta dimdik karşınızda duruyor.

Perşembe, Mayıs 21, 2009

Yaşayınca anladım

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...

Can Yücel

Pazartesi, Mart 02, 2009

Öfke insanı çürütür

Eskiler öfke insanı çürütür derler.
Eğer kişi öfkelendiği zaman bağırıp çağırmaz, veya öfkesini belli etmez ve içine atarsa o insanı çürütürmüş.
Ben de çürümemek için bağırıyorum.
Ben böyle;
Anlayışın,
İdrakin,
Zevkin,
Samimiyetsizliğin,
Kendini bilmezliğin,
Katı tutumun,
Dar kafalılığın,
Çapsızlığın,
Bakış açısının ...
sonunu nasıl istersen öyle getir.